11 Temmuz 2014 Cuma

Tevrat ve İncil'deki Kadınlara Yönelik Çarpık İzahlara Örnekler

İslam dininin kadına bakış açısı ile ilgili yanlış bilinenler, özellikle son dönemlerde bazı Hristiyan gruplar tarafından sıkça dile getirilmektedir. Oysa, yukarıda detaylı olarak anlattığımız gibi, Kuran'ın kadınlara yönelik bakış açısı sevgi, şefkat, merhamet ve adalet temeli üzerine kuruludur.
İslam'a bu eleştirileri getiren bazı Hristiyan gruplarının bu konuda neden Tevrat ve İncil'de bulunan bazı ifadelere hiç değinmedikleri şüphe konusudur. Tevrat ve İncil'e baktığımızda, kadınlara yönelik oldukça vahim ifadelerin var olduğunu görürüz.
Örneğin, Hristiyanların da Kutsal Yasa saydıkları, sorumlu olduklarını düşündükleri ve kendi kitapları olarak kabul ettikleri Tevrat'ta zina eden bir kadının cezası taşlanarak öldürülmektir. Bir kısım İslam ülkelerinin uygulamalarının aksine taşlayarak adam öldürme Kuran'da hiçbir yerde yoktur. Ama Tevrat'ta vardır. Konuyla ilgili pasajlar şöyledir:
Eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. İsrail'den kötülüğü atacaksınız. (Yasanın Tekrarı 22:22)
Eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı erden bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa, ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. (Yasanın Tekrarı 22:23)
Ancak bu sav doğruysa, kızın erden olduğuna ilişkin bir kanıt bulunamazsa, kızı baba evinin kapısına çıkaracaklar. Kent halkı taşlayarak kızı öldürecek. (Yasanın Tekrarı 22:20)
Biri başka birinin karısıyla, yani komşusunun karısıyla zina ederse, hem kendisi, hem de zina ettiği kadın kesinlikle öldürülecektir. (Levilliler 20: 10)
Babasının karısıyla yatan, babasının namusuna leke sürmüş olur. İkisi de kesinlikle öldürülecektir. Ölümü hak etmişlerdir. (Levilliler 20: 11)
Bir adam geliniyle yatarsa, ikisi de kesinlikle öldürülecektir. Rezillik etmişler, ölümü hak etmişlerdir. (Levilliler 20: 12)
Bir adam hem bir kızla, hem de kızın annesiyle evlenirse, alçaklık etmiş olur. Aranızda böyle alçaklıklar olmasın diye üçü de yakılacaktır.(Levilliler 20: 14)
Kuran'da ise herhangi birine zina suçlamasında bulunan kişinin, o sırada olayı bizzat görmüş olan 4 şahit getirmesi mecburiyeti vardır. Ancak ve ancak o 4 şahit var olduğunda ve şahitler olay yerinde zinaya bizzat şahit olmaları durumunda bir insanın zina yaptığına dair kesin hüküm oluşur.
Hüküm oluştuktan sonra ceza ise yüz değnek vurulmasından ibarettir (Nur Suresi, 2-8). Açıktır ki buradaki ceza hükmü caydırıcı nitelikte verilmiştir. Çünkü bir kişiyi zina yaparken tam o anda alenen görecek 4 kişinin varlığı, uygulamada imkansızdır.
4 şahit getirilmediğinde ise bu suçlamanın tamamen ortadan kalktığı ayetlerde bildirilmektedir:
Bir koca karısına zina suçu attığında ve şahit getirmediğinde ise kadının Allah adına beş kere yemin etmesi onun üzerindeki bu suçlamayı tamamen kaldırır. (Nur Suresi, 8-9)
Tevrat'ta ise zinanın cezası "taşlanarak ölüm"dür. Üstelik şahit getirme mecburiyeti bulunmamaktadır. Cezanın infazı için bir söylenti dahi yeterlidir. Bir kısım Hrisiyanlar İslam'a bu konuda eleştiri getirmektedir, oysa Tevrat'taki bu hüküm hakkında hiçbir yorumda bulunmamaktadırlar. Böylesine ağır ve oldukça açık bir hüküm dilendiğinde tüm Musevilere ve Hristiyanlara maledilebilir. Bu konular Museviler ve Hristiyanlar hakkında çok garip fikirlerin oluşmasına yol açabilir. Fakat Müslümanlar, buradaki hükmün caydırmak amaçlı olduğuna, uygulamada gerçekleştirilmeyeceğine, zaman içinde değiştirildiğine hükmederler ve Musevi ve Hristiyanlara bakış açıları da buna uygun olur. 
Buna bir başka örnek, kuşatılan şehirlerdeki esir kadınlarla ilgilidir. Kuran'da erkek olsun kadın olsun bütün esirler korumaya alınmış, savaş sonunda da salıverilmeleri emredilmiştir. Fakat Tevrat'a göre kuşatılan bir şehirdeki kadınlar ve çocuklar "düşman malıdırlar" ve"yağmalanabilirler": 
Ama barış önerinizi geri çevirir, sizinle savaşmak isterlerse, kenti kuşatın. Tanrınız RAB kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin. Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız RAB'bin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz. (Yasanın Tekrarı 20: 12-14)
Dahası kuşatılan bir şehirdeki kadınlar, hatta çocuklar, hatta bebekler dahi ÖLDÜRÜLMELİDİR:
"Bu kadınlar Balamın verdiği öğüde uyarak Peor olayında İsraillilerin RAB'be ihanet etmesine neden oldular. Bu yüzden RAB'bin topluluğu arasında ölümcül hastalık baş gösterdi. Şimdi bütün erkek çocukları ve erkekle yatmış kadınları öldürün. Yalnız erkekle yatmamış genç kızları kendiniz için sağ bırakın. (Yasanın Tekrarı 20: 16-18)
Musa savaştan dönen ordu komutanlarına -binbaşılara, yüzbaşılara- öfkelendi. Onlara, "Bütün kadınları sağ mı bıraktınız?" diye çıkıştı... (Çölde Sayım 31: 14-15)
"Egemen RAB şöyle diyor: Onları dehşete düşürecek, mallarını yağmalayacak bir kalabalık salacağım üzerlerine. Onları taşa tutacak, kılıçlarıyla parçalayacaklar; oğullarını, kızlarını öldürecek, evlerini ateşe verecekler." (Hezekiel 23: 46-47)
Erkeklerle kadınları, gençlerle yaşlıları, delikanlılarla genç kızları, çobanla sürüsünü, çiftçiyle öküzlerini, calilerle yardımcılarını darmadağın edeceğim. (Yeremya, 51: 22-23)
Yakalananın bedeni delik deşik edilecek, ele geçen kılıçtan geçirilecek. Yavruları gözleri önünde parçalanacak, Evleri yağmalanacak, Kadınlarının ırzına geçilecek... Oklarıyla gençleri parçalayacak, bebeklere acımayacak, çocukları esirgemeyecekler. (Yeşeya 13: 15-18)
Öbürlerine, "Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün" dediğini duydum. "Yaşlıyı, genci, genç kızı, kadını, çocukları öldürün..." (Hezekiel, 13: 5-6)
Şimdi git, Amalekliler'e saldır. Onlara ait her şeyi tümüyle yok et, hiçbir şeyi esirgeme. Kadın erkek, çoluk çocuk, öküz, koyun, deve, eşek hepsini öldür. (1 Samuel, 15: 3)
Heşbon Kralı Sihon'a yaptığımız gibi hepsini yok ettik. Her kenti, kadın, erkek ve çocuklarla birlikte, tümüyle yok ettik. (Yasanın Tekrarı, 3: 6)
Tanrımız RAB onu elimize teslim etti. Onu, oğullarını ve bütün halkını yok ettik. Bütün kentlerini ele geçirdik, hepsini yok ettik. Kadın, erkek, çocuk, kimseyi sağ bırakmadık. (Yasanın Tekrarı, 2: 33-34)
Savaşan bir şehirdeki kadın-çocuk hiçbir canlının yaşatılmaması gerektiği yine Tevrat'taki hükümlerden biridir:
Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız. Ancak Tanrınız RAB'bin miras olarak size vereceği bu halkların kentlerinde soluk alan hiçbir canlıyı yaşatmayacaksınız. Tanrınız RAB'bin size buyurduğu gibi, onları -Hitit, Amor, Kenan, Periz, Hiv ve Yevus halklarını- tümüyle yok edeceksiniz. (Yasanın Tekrarı 20: 15-17)
İslam'da hırsızlık eylemine karşı, ayette açıkça bildirildiği gibi "tekrarı önleyen bir ceza olmak üzere" el kesme vardır. Fakat işlediği suçtan ötürü bir kişi tevbe ediyorsa bu ceza kalkar (Maide Suresi, 38-39). Böyle caydırıcı bir karşılık alacağını bile bile hiç kimse tevbe edip bağışlanma nimetini elbette geri çevirmeyecektir. Dolayısıyla buradaki hükmün, uygulamaya yönelik değil, yalnızca kişileri caydırmaya yönelik olduğu açıktır. 
Müslümanlara bu hükümden dolayı eleştiri getiren Hristiyanlar, bu konuda asıl olarak Tevrat'a bakmalıdırlar. Tevrat'ta oldukça ilginç gerekçelerle el kesme cezası vardır üstelik bu kesin hüküm olarak uygulanır ve suçu işleyen kişiye acıma da yoktur: 
"Eğer iki adam kavgaya tutuşur da birinin karısı kocasını dövenin elinden kurtarmak için gelip elini uzatır, öbür adamın erkeklik organını tutarsa, kadının elini keseceksiniz; ona acımayacaksınız. (Yasanın Tekrarı 22: 11-12)

Kadınlara yönelik Tevrat'ta geçen ilginç uygulamalardan bir diğeri de şu şekildedir:

Bir kadın cinsel ilişki kurmak amacıyla bir hayvana yaklaşırsa, kadını da hayvanı da kesinlikle öldüreceksiniz. Ölümü hak etmişlerdir. (Levilliler, 20: 16)
budapeste kilise

Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız. (Bakara Suresi, 21)

Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir; kazandıklarınızı da bilir. (Enam Suresi, 3)
Aynı durum İncil için de geçerlidir. Bazı Hristiyanlar Müslümanları, kadını ikinci sınıf vatandaş olarak görmekle suçlarlar. Oysa İncil'e bakıldığında, kadının ikinci sınıf vatandaş konumuna getirildiğine ve erkeğin de ona egemen olarak yaratıldığına dair izahlar dikkati çekmektedir. İncil'de bu yöndeki sözler şu şekildedir:
...Mesih ... kilisenin başı olduğu gibi, erkek de kadının başıdır. (Efesliler 5:23)
Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa'nın da belirttiği gibi, uysal olsunlar. Öğrenmek istedikleri bir şey varsa, evde kocalarına sorsunlar. Çünkü kadının toplantı sırasında konuşması ayıptır. (1 Korintliler, 14: 34-35)
Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sessiz olsun. Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi. (1 Timoteos, 2:12-14)
Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı. (1 Korintliler, 11: 9)
Görüldüğü gibi Hristiyanlıkta ve Musevilikte kadınları aşağı görmeye yönelik çok ağır ifadeler varken bazı kişilerin bu ifadelere gözlerini kapatarak İslam'ı kötülemeye çalışmaları anlaşılabilir değildir. Bu kişilerin Kuran'da zaten varolmayan hükümlerden dolayı İslam'ı kendilerince hedef almalarının hiçbir açıklaması yoktur. Müslümanlar; Hristiyan ve Musevilere yönelik nasıl böyle bir bakış açısına sahip değillerse, Museviler ve Hristiyanlar arasında da kadını aşağılayan bağnazlar olduğunu biliyor ve bunu hiçbir şekilde bu iki dinin aslına maletmiyorlarsa; Hristiyanların da -Kuran'da olmayan hurafeleri ve bunları uygulayan bağnazları delil göstererek- İslam'a yönelik yanlış bir bakış açısı edinmemeleri gerekir.

Asıl Kadın Düşmanı Olanlar Bağnazlar, Münafıklar, Darwinistler, Materyalistler, Komünistler ve Faşistlerdir

Kadınlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmak, her fırsatta onları aşağılamak, kadının nimet olarak değerini bilmemek, kısaca kadınlardan nefret etmek, asıl olarak Darwinistlerin, materyalistlerin, komünistlerin, faşistlerin ve bağnazların özelliğidir. Bu kişiler hiçbir güzellikten zevk almadıkları; sanattan, estetikten, güzel kokudan, hayvanlardan, bitkilerden, müzikten anlamadıkları gibi; bir nimet olarak yaratılmış kadının değerini de kavrayamazlar. Kendileri de manevi anlamda huzursuz oldukları, temizlik ve estetikten zevk almayan bir hayatın içinde yaşadıkları için güzelliklerin de farkında olmazlar. Hayatlarında zevk değil sıkıntı vardır, bu nedenle de nimetlere nefret ve öfke ile yaklaşırlar.
Bağnazlıkta kadını en fazla aşağılayan, kadına en fazla ikinci sınıf muamelesi yapan kişi örnek insan olarak gösterilir. Bu her üç dinin bağnazları için geçerlidir. Oysa İslam adına ortaya çıkan bağnazlar, Kuran'a tamamen muhalif hareket etmekte, Kuran ayetlerinde ve Peygamber Efendimiz (sav)'in uygulamalarında yer almayan bir bela içinde yaşamaktadırlar. İslam'ı değil hurafelerle oluşturdukları bir batıl dini uygulayan bu insanların düşüncelerinin İslam'a maledilmesi son derece anlamsızdır.
Kadınlara yönelik bu sapkın mantık elbette asıl olarak dinsizliğin kaynağı olan Darwinizm kökenlidir. Darwin, kadınları aşağılık gören bakış açısını açıkça ifade etmekten çekinmemiştir. İnsanın Kökeni adlı kitabında, kadınların idrak etme, hızlı kavrama ve taklit konusunda "daha aşağı ırkların özelliklerini taşıdıklarını" ve bu nedenle "daha eski ve alt bir medeniyet seviyesine sahip olduklarını" (John R. Durant, "The Ascent of Nature in Darwin's Descent of Man" in The Darwinian Heritage, Ed. by David Kohn, (Princeton, NJ: Princeton University Press, 1985), s. 295) yazmıştır. Kadınları kendilerince evrimleşmekte olan, gelişmemiş bir ırk gibi gören bu zihniyetin nasıl ürkütücü bir yaşam şekli olduğu hemen anlaşılmaktadır. Böylesine bağnaz bir zihniyete sahip olan Darwin, kadının evlilikteki rolünü şu inanılması güç sözlerle tarif etmektedir:
"… oynayacak bir nesne - her halükarda bir köpekten daha iyi." (Charles Darwin, The Autobiography of Charles Darwin 1809-1882 (Edited by Nora Barlow), W. W. Norton & Company Inc., New York, 1958, s. 232-233)
ceylan ve kız
Darwin'in bu dehşet verici bakış açısını devam ettirenler bağnazlar, münafıklar, komünistler, faşistler, dinsizler olmuştur. Kirli ve bağnaz Darwinist zihniyetin tüm savunucuları kadına karşı bu bakış açısını korumaktadır. Komünist toplumların tamamı bu mantıktadır. İslam adına ortaya çıkan bazı Darwinist hocaların tümü bu zihniyettedir. Kız çocuklarını doğar doğmaz öldüren, kız çocuğu oldu diye kendini aşağılanmış görenler yine bağnazlardır. Kuran, sürekli olarak kadının lehineyken, hep kadının korunmasına ağırlık verilmişken; bağnazlarda, münafıklarda ve Darwinistlerde bütün sistem erkeği korumaya ve kadını ezmeye yöneliktir. Dolayısıyla kadını aşağı gören bu sapkın zihniyet İslam'ın değil, Darwin'in ve radikalizmin zihniyetidir.
Şu anda İslam ahlakının gerektiği gibi yaşanmadığı tüm toplumlarda kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapılmaktadır. Kadına en büyük değeri veren ise İslam ahlakının ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetinin tam olarak yaşandığı salih Müslümanların oluşturduğu topluluklardır. Dolayısıyla aşağılık, dinsiz ve Kuran ile değil hurafelerle yaşayan toplulukların kirli anlayışlarını İslami kaynaklıymış gibi göstermeye çalışan kişiler çok ciddi şekilde yanılmaktadırlar. Kadının en üstün tutulduğu, tüm haklarının ve yaşamının koruma altına alındığı, gereken değerin verildiği tek din İslam'dır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder